3. Gün: Nara

3. Gün Nara'da geyik besleyip tapınakları gezdik 😊 #nara #osaka #japan

A photo posted by Japonya Hayali (@japonyahayali) on

Osaka’dan trenle Nara’ya yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk yaptık. Nara’da kocaman bir park var orayı gezmekle başladık zaten 1 günde sadece orası ancak yetiyor hatta yetmiyor. Parka girer girmez oranın geyikleriyle tanıştık hepsi serbest dolaşıyor. Geyikleri beslemek için girişte geyik kurabiyeleri satıyorlar. Parka doğru epey yürüdükten sonra tapınakların başladığı girişe geliyoruz. Bu arada tabiiki bir sürü geyik besliyorum. Buranın geyikleri bile çok saygılı yemek isterken hep eğiliyorlar o şekilde istiyorlar yemeği, aynı Japonların saygıyla sürekli eğilmeleri gibi kafalarını eğiyorlar. Anladığım kadarıyla buranın halkı öğretmiş geyiklere, eğer eğilmezlerse kurabiye vermiyorlar (hüzün) yani geyikleri de kendilerine benzetmişler. Bazı geyikler kendilerini sevdirmeye izin veriyor baya kedi gibi yaşıyorlar. Dükkanların içine girip kıvrılıp uyuyabiliyorlar. Zamanında kutsal hayvanmış, eğer bir geyik öldürürseniz idam cezasıyla cezalandırılıyormuşsunuz.

Bu parkta hem Budist hem de Shinto tapınakları var. Budist tapınaklar çoğunlukla epey görkemli oluyor. Shinto’lar ise daha sadeler. Genelde önlerinde bir sürü adak olarak geçen taşlarla çevrili. Her Shinto’nun kendine özgü bir kutsal hayvanı var. Aynı pokemon gibi, hatta pokemon’un çıkış noktası. Bu tapınaklar genelde çok canlı bir kırmızı oluyor ama genelde yağmurdan ve ya zamanla rengi iyice fosforik bir pembeye dönüyor. Budist tapınaklarından en büyüğünü görmeye gittik. İçinde devasa bir Buda vardı. Yanlarında da koruyucularının heykelleri. Koruyucu heykeller özellikle dikkatimi çekti çünkü hep çok sinirliler 😀 Ve inanılmaz ilginç detayları var hepsinin, muhteşem heykeller. Hepsinin hikayesini Japonlardan bile daha çok Japonyayı bilen Onur’dan dinledim. Çok ilginç bir sürü hikayeler var. Gitmeden önce ya okuyup gidin ya da bulabiliyorsanız bilen biriyle gezin bu yerleri, her şey daha anlamlı geliyor.

Herşey çok kutsal burada, mesela Shintolarda bir sürü tanrı var. Hatta insanların da öldükten sonra tanrı olduklarına inandıkları için tanrı skalaları epey geniş. Mesela bir tane ağacın üstüne sanki tesbih gibi halat geçirilmiş, nedeni ise orada bir tanrının olması.

Gezi sırasında bir ilkokul sınıfıyla arkadaş oldum. Kendileri sanıyorum bir ödev için gelip bazı ingilizce sorular sordular. Sonra da bana hediye verdiler. Minik paketi açtığımda iki tane origami kuş buldum, aşırı tatlılardı.

Tapınakları gezerken arada dinlenme alanlarına rastlayabilirsiniz. Hatta çoğunlukla bedava yeşil çay içebileceğiniz yerler. Burası epey yaşlı dostu bir ülke, bu tip yerlerde hep dinlenme alanları var ve her yerde umumi ama epey temiz tuvaletler de bulabiliyorsunuz. Çünkü çok yorucu bir şehir daha önce de çok yürümeli geziler yaptım ama burası başka yoruyor 🙂 Yani olabildiğince rahat ayakkabı alın yanınıza hatta 2 tane bile olabilir.

Yollar: Trafik soldan akıyor ve çoğunlukla yürüyen merdivenlerde durma kısmı bizimkinin tam tersi, onlar solda bekliyor. (Bir tek Osaka’da yürüyen merdivenlerde sağda bekleniyor, Tokyo’lular da bazen şaşırıp yanlış tarafta bekleyebiliyor burada.) tren beklerken bekleme çizgileri var ve asla insanların çıktığı bölgede beklenmiyor o yüzden bizdeki metrolar gibi kaos yaşanmıyor.