6. Gün: Kyoto (Fushimi inari Teisha – Ginkaku ji – Gion)

15129448_10210990733834298_3645872757486137788_o

Sabah erken kalkıp Kyoto’ya gidiş.
Yine yeni şehir yeni kurallar yeni ulaşım anlayışları. Tabiiki yine kayboldum bir süre metrolarda. İlk bavulumu hostelime bırakıp Fushimi inari Teisha shinto’sunu görmeye gittim. İlk merak ettiğim yerlerden biriydi. Tapınağın kutsal hayvanı tilki. O yüzden her tarafta ilginç tilki heykelleri vardı. Kyoto’da kimono kiralama diye bir şey var çoğu turist etrafta bunlarla geziyor. Ama onlar dışında gerçekten epey kaliteli kimonosuyla gelen saçını yaptıran kızlar da var. Onlar da sanırım Kyoto’da yaşayan geleneksel kızlar. Genelde böyle tapınaklarda takılıp etrafa güzel bir görüntü yayıyorlar, objektiflere poz vermeyi de ihmal etmiyorlar. Fushimi inari’den daha fazla zaman kaybetmeden ayrılıp Ginkaku ji tapınağına gidiyorum. Nutkum bir süre tutuldu burada. Sürekli aaaa aaaa yok canım gerçek değil diye gezip durdum. Muhteşem bir bahçeye sahipti. Arkasında da bir orman uzanıyor. Ortada küçük göletler, turna kuşları, göletlerde koi balıkları. Evet merhaba ben cennet diyor resmen. Fotoğraf çektim binlerce ama asla gerçekliğini yakalayamadı onu söyleyebilirim. Sonbaharın renklerinden dolayı da her yer ayrı bir güzel gözüküyor zaten. Ginkaku ji’ye dedim ki “Bu kadar da güzel olma ayıp, bizde yok böyle ağaçlar hem insan özeniyor!” dedim. Veee ben nereye yetişeyim başka derken akşam olmuş yani güne 2 tapınak sığdırabildim günümün yarısı yine yollarda geçti. Kyoto’nun en büyük sorunu az metro hatı var o yüzden otobüslere binmek gerekiyor. Ve Kyoto da yine kocaman şehir (eski başkent) Tapınakların biri Beylikdüzü’ndeyse biri Karaköy’de öyle bir alakasız mesafe ondan yüzlerce tapınak içinde günde 2 taneyi ancak sığdırabiliyorsunuz 🙁 Dönüşte Gion denilen merkez bir yerde kaldığım hostele gidip bavulumu odama çıkardım (check in saati geç bir hosteldi) sonra hemen dışarı çıkıp Geyşa dansları izleyebileceğim bir mekana gittim ama malesef çoktan kapatmışlardı kapıları. Ben de yemek yemek için internetten bakıp bulduğum Kappa isimli bir yemek yerine girdim. Yemekler gayet güzeldi neyseki güzel yemekler söylemeyi başarabilmişim bu sefer. Bu arada sadece yediklerimin fotoğraflarını yayınlayıp yazacağım bir yazı da olacak, çünkü hepsi ayrı hikaye.

(Tekrar yazım hataları ve konuşur gibi yazışımdan dolayı özür diliyorum efem, bu yazıları ancak uzun tren yolculukları arasında telefondan yazıyorum, hepsini tekrar düzeltip her yazıya daha çok fotoğraf ekleyeceğim)