8. Gün: Kyoto (Toei Uzumasa Eigimuri Park & Bamboo Forest)

 

Kyoto’da 3. Gün

Sabah kalkıp kahvaltı hasretini hiç tam olarak gideremesem de buranın yine normal tostlar yapan bir yeri var, ben japon starbucksı diyorum kendilerine, ismi Dutour. Çayları çok güzel ve rahat rahat tostunuzu ve çayınızı içebileceğiniz tatlı bir cafe. Hiç bir yer bulamadığımda en kötü bu cafeyi bulup bir sandviç yiyorum. Bugün aslında sabahtan Tokyo’ya dönecektim ama Kyoto’ya doyamadım. Zaten hala gitmek istediğim bir yer vardı. Toei Uzumasa Eigimuri Parkı. Burası da japon stüdyo parkı aslında. Etraf tamamen Edo dönemini hatırlatan kulubeler ve canlandırmalarla doluydu. İçeride izlenebilecek tiyatro showları da mevcuttu. Hemen bir tiyatroyu yakaladım. Japoncaydı ama bu dilin vurguları o kadar çok bizim dilimize benziyor ki. Bir de bilirsiniz çok abartılı vücut ve yüz mimik hareketleri var o yüzden ne izlediğimi baya anladım diyebilirim. Bir kahraman bir arkadaşını kötü samuraylardan kurtarmaya çalışıyor. İzlemesi aşırı eğlenceliydi. Sanki bir animenin tiyatro halini izliyormuşum gibiydi. Aynı zamanda parkta yine makul fiyatlara kendinizi Japon prensesi, Geyşa, Samurai, Ninja kılığına sokabiliyorsunuz. İsterseniz bunları kiralayıp o şekilde geziyorsunuz etrafta ya da sadece foto çektiriyorsunuz. Ben daha ucuz diye sadece foto çektirdim. Kıyafetleri sizin üzerinize giydiren 5 kişilik bir ekip var baya komikler, mesela bir ayakkabı var onu bari ben bağlıyım dedim birden hayır bırakın lütfen biz bağlıycaz dediler. Yani alt tarafı bir pelerini 5 kişi üzerinize giydiriyor. Ama neden? diye soramıyorsunuz tabi. Burada eski japonya hayatıyla ilgili biraz fikir edindikten sonra önceki gün aklımda kalan bambu ormanına gitmeyi tekrar denemeye karar verdim. Mesafeler de yakındı hıxlıca gezer dönerim dedim. Sonunda bambu ormanını buldum. Çok güzel bir atmosferi var evet ama bunu 5000 kişiyle o daracık yolda paylaşınca çok da mutlu olmayabiliyorsunuz. Tam cumartesiye denk geldiği için bizim metrobüs alanına dönüşmüş orman yolu. Neyse dedim en azından içimde kalmadı yoksa üzülecektim epey gidemediğime.

Sonra vakit kaybetmeden hostele dönüp bavulumu alıp Kyoto istasyonuna binecektim, ama gelgelelim öyle olmadı. Bazen bazı duraklardan özel trenler geçiyor mesela bir kaç durakta durup birden başka şehre gidiyorlar işte onlardan birine binmişim. Tren durmadı. Yanlış trene bindiğimi hemen farkettim ama farkedir farketmez bir 35 dakika daha o trenin içinde inmeden gideceğimi öğrenince iyice hüzün oldu. Ne kadar çok etrafa sorup teyit alsanız bile böyle hüzünler de olabiliyor işte. Neyse indiğim yerden en yakın yer Osaka istasyonuna gidip oradan Tokyo trenine bindim. Sadece düşündüğümden 2 saat geç varmış oldum, onun dışında bir problem olmadı.