10. Gün – Tokyo (Shibuya & Skytree)

img_7943

Sabah ilk iş Tokyo’nun en güzel bahçelerinden birine sahip Imperial Palace’ı ziyarete gittim. Fakat malesef kapalıydı, burada da bizimki gibi pazartesi bu tip yerler kapalı oluyormuş. Sonra aklıma hemen çay seremonisi için rezervasyon yaptırmak geldi, burada genelde bu tip etkinlikleri oteller kendi bünyelerinde yapıyorlar. Ben de diğerlerine göre biraz daha uygun olan Koei Plaza Oteline gidip rezervasyonumu ertesi gün için yaptırdım. Ondan sonra Shibuya’yı en güzel görebileceğim noktalardan biri olan L’occitane cafe’ye gittim. Özellikle pencere kenarı için bekledim. Genelde turistler pencere kenarında oturup caddeleri izlemek için buraya geliyorlar. Shibuya’yı yukarıdan izlemek için mantıklı bir seçim. Oradan sonra Hachiko’nun heykeline rastladım. Azıcık duygusallı bir an oldu tabi. (Bkz. Hachiko) Biraz Shibuya’nın ara sokaklarını keşfedip Japonyanın ve dünyanın da en yüksek kulesi olarak bahsi geçen (634 metre) Skytree’ye gitmeye karar verdim. Her yerde en yüksek kule bizimkisiii diye yazmış olsalarda doğruluğuna bakmak lazım, benim için manzarayı görmek her türlü yeterliydi tabii. Daha önce bahsettiğim gibi Japonlar her türlü kutlamayı uzatabildikleri kadar uzatıp mümkün olduğunca da erken başlatıyorlar, her yerde jingle bells’ler, all I want for christmas’lar çalıyor, etraf ışıl ışıl yılbaşı süsleriyle dolu. Skytree’ye çıkarken de tüm atmosfer noele göre ayarlanmıştı.

O kadar yükseğe asansörle ve epey bir hızla çıkarken baya kulaklarımın tıkandığını farkettim. Ama birden karşınızda o kadar yolu geldiğinize sizi epey tatmin eden 360 derece Tokyo manzarası çıkıyor. İçerideki ışıklandırmalar o kadar atmosfere uygun ayarlanmıştı ki bu atmosfere en iyi Nat King Cole yakışır diyip Unforgettable ile manzarayı izledim. Bir şarkı bir atmosfere bu kadar mı yakışır efenim.

Koridoru bitirmeye yakın camekanların üstündeki şeffaf lcd ekranlarda Kabuki tiyatrosunun parodisini yapan bir karakteri, tonla makyaj ve peruğunun içinde rock’n roll dansı yaparken izlerken buldum kendimi. Yine japon absürdlüğüyle karşılaşmak güzel oldu.

Eğer Tokyo’yu üstten görmek istiyorsanız bunun için bir kaç seçenek daha mevcut tabii. Skytree yeni sayılan bir yapı, ondan önce Tokyo Tower var, kendisi meşhur kırmızı kule. Siz gittiğinizde de eğer yüksekliği önemli değilse, bence metroyla en kolay olana gidin 🙂 Burada şikayet edebileceğim tek konu varsa o da zamanın çoğunun metro tünellerinden çıkmaya çalışarak geçtiği.