13. Gün: Tokyo (Ukiyo-e Museum – Samurai Museum – Shinjuku)

13. Gün: Bugün de samuray abileri ziyaret ettik, bi hatırlarını sorduk. #samurai #samuraimuseum #japonya

A photo posted by Japonya Hayali (@japonyahayali) on

Bugün de sonunda bir sanat müzesine gitmek için yola koyuldum yine Deniz’in tavsiyesi olan Ukiyo-e müzesine gittim. Ve benim için çok doğru bir seçim olmuş, tamamı illüstrasyonlarla dolu ve inanılmaz ayrıntıları olan muhteşem eserler gördüm. Özellikle Mizuno Toshikata’nın işlerine bayıldım. Malesef burada sanat ve tarihi müzelerde fotoğraf çekilemiyordu o yüzden o müthiş ayrıntıları çekemedim ama ismini kaydedip evde incelerim dedim. (Bu arada sergilerde bile ayakkabı çıkarabiliyorsunuz. Etrafınızdaki uyarılara hep dikkat edin. Burada bi yerde özellikle tatami dedikleri o hasırdan mat seriliyse, bu ayakkabınızı çıkarmanız gerektiği anlamına geliyor.

Bu müzeden sonra shinjuku’da bir samurai müzesine gitmeye karar verdim. Geleneksel müzelere pek gitme fırsatım olamayacaktı ama en azından bir kaç samurai kıyafeti, kılıçları ve tarihçesi görmek istedim.

Samurai müzesi eğer ilgiliyseniz sizi yine çok tatmin edecek bir müze. İçeride samurai kıyafetlerini deneyip bir samurai gösterisi izleme şansı bulabiliyorsunuz. Bunun dışında müzedeki samurai kılıçlarını giysilerini ve tarihçesini size anlatan bir rehberiniz oluyor. Merak ettiğim çoğu bilgiyi burada edinebildiğimi düşünüyorum. Diğer müzelere göre biraz pahalı gelebilir ve Grutto Pass desteklemiyor ama meraklıysanız mutlaka gidin derim. Buradan sonra başka bir etkinliğe zaman kalmadığını farkedip yine biraz Shinjikuyu gezmeye koyuldum. Shinjiku’nun arkalarının çok daha farklı olduğunu farkettim. Her yerde robot cafe yazıyor ama anladığım kadarıyla theme cafelerin biraz dışında daha çok fantazi kafeleri kendileri. Burada çok fazla host cafeye rastlayabiliyorsunuz. Maid kıyafetli japon kızlarımız utangaç japon erkeklerine servis yapıp onlarla muhabbet ediyorlar ve bunun için epey yüklü maaşlar alıyorlar. Aynılarının boyband versiyonları da mevcut buraları da daha çok liseli genç kızların sürekli gittikleri host cafeler. Başlarında sarı perukları ile minik justin bieberlar bu kızlara servis yapıp onlarla muhabbet ediyor. Ve yine bunun için epey büyük paralar kazanıyorlar. Dediğim gibi hizmet sektörünün sınırı yok burada.

Shinjuku’dan sonra artık ertesi gün akşamı yola çıkacağım için almak istediğim bir kaç oyuncak ve hediyelik eşya için Akhiabara’ya gittim. Buraya 2. kez geliyordum ama hiç görmediğim yerlerini gördüm bu sefer. Tam bir oyuncak bağımlısı olduğum için vintage oyuncakları görebileceğim Onur’un tavsiyesi olan Mandarake isimli yeri buldum. Özellikle eski japon yapımları ve eski çizgi karakterlerini seviyorsanız burası ilk gitmeniz gereken yer. Çok ucuz olduğuna inanamadığınız oyuncaklar da bulabiliyorsunuz ama tam tersi o kadar pahalı olduğunu anlayamadığınız şeyler de oluyor. Ama çok sürpriz şeylere rastlayıp bunları epey ucuza da alabileceğiniz bir yer. Buradan sonra yine akhiabara sokaklarını gezip günü bitirmiş oldum.