14. Gün: Tokyo son gün! (Nezu Museum – Harajuku – Dönüş yolu)

Bugüne bir etkinlik daha sığdırmak istedim ama müze mi yoksa botanik bahçe mi görsem emin olamazken sevgili Deniz’in önerisiyle ikisini birden yapacağım Nezu Museum’a gittim. Sergisinden çok bahçesine inanamayıp hayran kaldığım bir yer oldu. Olması gerekenden fazla zaman geçirmiş olabilirim muhteşem gölü, klasik japon ağaçları ve sonbahar üçlüsüyle daha önce de bahsettiğim çoğu bahçe gibi yine cennete benziyordu. Şansıma hava da bugün epey güneşliydi. Yine aşırı mutlu bir şekilde oradan ayrılıp Harajuku’nun görmediğim sokaklarını keşfe daldım.

Saat 22:25’te uçağım olduğu için saat 5’te evden çıkmak istiyordum o yüzden hemen eve gittim. Evde son hazırlıklarımı da yapıp Shibuya istasyonuna yola koyuldum. Burası epey önemli. Dönüşünüzde Narita expresse bineceğiniz için bu trenin nereden kalktığını bilmeniz gerekiyor ben sanırım doğu ya da batı girişinden girmek gerekiyor ben acele içinde gittiğim için aklımda tutamadım. Eğer yapabiliyorsanız gitmek istediğiniz saatteki trenden koltuğunuzu rezerve edin. Ben onu bilmediğim için yolunu yarısını ayakta gittim. Bu arada ilk japonyaya geldiğinizde gidiş dönüş bileti olarak alabilirsiniz narita expressi ama eğer JR pass’iniz varsa buna gerek yok ben bu Pass sayesinde her yere FBI gibi kartımı gösterip girebiliyordum (özel firma trenler ve metrolar dışında) narita express de bu pass’e dahil olduğu için tekrar bilet almadım ama eğer sizin yoksa o biketi önceden almaya çalışın. Çünkü aynı amda hem shibuya istasyonunda kaybolup bir yandan da bileti nasıl alacağınızı çözemeyip hiç ingilizce bilen biri bulamadığınız için küçük krizler geçirme ihtimali yaşamayın. En kötü ihtimal biletinizi bir gün önceden herhangi bir büyük JR istasyonundan koltuğunuzu ayırtıp biletinizi alabilirsiniz. JR Pass’iniz varsa da koltuğunuzu ayırtın. Benim gibi ayakta kalmayın. Eğer THY ile geldiyseniz trenden Terminal 1’de ineceksiniz. Çünkü tren ilk Narita sonra Narita airport terminal 2-3 en son da terminal 1’de duruyor yani hangi havayoluyla geldiyseniz onun termibalini öğrenip öyle inin yoksa havaalanını epey turlamanız gerekebilir ve çok zaman kaybedersiniz. Eğer pocket wi-fi aldıysanız onu da hangi terminalden aldığınız üzerinde yazar zaten onu geri verip öyle check in yaparsınız. Bu arada eğer tax refund fişleriniz varsa pasaportunuzda, onları da check in yaptıktan ve pasaport kontrolünden sonra custon diye bir alan var oraya gidin. Pasaportunuza zımbalanmış fişlerinizi geri alıyorlar. Bu arada aldığınız şeyleri kontrol etmiyorlar. (Sanıyorum önceden yapıyorlarmış ve çok angarya bi durum o yüzden öyle bir bilgi duyarsanız gerilmeyin öyle bir şey yok) uçaklar burada tam zamanında kalktığı için erken boarding oluyor o yüzden gecikmemeye çalışın.

Dönüş 13 saate yakın sürdü ve ilk farkettiğim şey indikten sonra insanların kabalığı oldu. Ne kadar kabaymışız dedim. Japonya’da yürüyen merdivenlere binmeden bile insanlara yol vermeye alışınca burada her şey çok kaba gelmeye başlıyormuş. Başka nelere çok alıştım acaba kim bilir. Ama sanıyorum japonca öğrenmeye karar verdim bence çok eğlenceli ve öğrenmesi kolay bir dil. Oradayken malesef çok denememe rağmen yayınevleriyle iletişime geçemedim. Çünkü yine en büyük sorun ingilizceydi. Araya büyükelçilikleri bile sokmama rağmen iletişime geçemedim. Malesef dışarıya epey kapalı bir ülke ama olsun onlar ingilizce bilmiyorsa biz japonca öğreniriz canım. Hehe

Daha yazılarım bitmedi. Ayrıca sadece yemekleri, yapılması gerekenler yapılmaması gereken listeleri de hazırlayacağım ve tabii ki uzun bir teşekkür listem de olacak.

Şimdilik hoşçakalınız efem.