Japonya’ya gitmeden önce bilinmesi gerekenler / tavsiyeler

tokyo60

Tren: Eğer Tokyo dışında başka şehirlere de geçecekseniz bu shinkansen trenlerini kullanacaksınız anlamına geliyor. Normalde bir shinkansen bileti bir uçak bileti kadar pahalı hatta daha da pahalı olabiliyormuş, o yüzden bu durumda yapılabilecek en mantıklı hareket JR Pass almak olacak. Bu Pass Japonya’nın içinde kesinlikle alınamıyor. Japonlar kendileri de alamıyor. Bu kartı ancak bulunduğunuz ülkeden internetten satın alıyorsunuz. Bu siteden bakabilirsiniz: https://www.japan-rail-pass.com/jr-pass

Eğer kartınızı 1 ay ya da daha önceden almak istiyorsanız bulunduğunuz ülkedeki adrese istetebiliyorsunuz. Fakat benim durumumda İstanbul’a istetebilmem için zaman yoktu son haftada alacaktık, zaman az olunca Japonya’da kalacağınız adrese de yönlendirebiliyorsunuz. Eğer Japonya’da kalacağınız adrese göndertecekseniz yine en az 3-4 iş günü öncesinden kartı sipariş etmeniz gerekiyor ki gelişinize yetişsin. Bu kartla (2 farklı şirketin treni dışında) tüm şehirler arası tren hatlarından faydalanabiliyorsunuz. Bunun dışında şehir içinde bile bazı yerlere gidebilme olanağınız oluyor. FBI gibi kartınızı turnike köşelerindeki görevlilere gösteriyorsunuz hemen size geçiş izni veriyorlar.

Havaalanı gidiş geliş: Narita ekspress Tokyo’nun havaalanına direkt treni. 1 saati aşan bir yolu oluyor. Ben Havaalanından geldiğimde JR Pass’im elimde olmadığı için havaalnı çıkışından direkt narita ekspress istasyonuna inip bilet aldım. Normalde gidiş dönüş bileti alabiliyorsunuz 4000Yen tutuyor. Öbür türlü tek gidiş 3000Yen civarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Yani JR Pass’iniz yoksa gidiş dönüş alın, ama eğer varsa ve elinize geçmediyse tek gidiş alsanız da olur çünkü dönüşü JR Pass ile direkt binebiliyorsunuz. Bu bileti aldığınız yerde koltuk rezervasyonu da yaptırabiliyorsunuz ki eğer JR Pass’iniz yanınızdaysa bile bu bilet sırasına girip koltuğunuzu ayırın. Uzun mesafe yolculuk olduğu için ayakta kalma riskini göze almayın derim. Aynı durum dönüş yolu için de geçerli. Herhangi bir JR Pass yazan yere gidip koltuk ayırtmak istiyorum diyin ve bedavaya koltuğunuzu ayırsınlar. Dönüş biletinizi en azından önceki günden koltuğunuzu ayırtmanız ya da JR Pass’iniz yoksa biletini önceden almanız çok önemli. Bir de hangi istasyondan trene binecekseniz o istasyona (eğer büyük de bir istasyon ise) en az 35 – 45 dakika önceden gidin derim. Çünkü özellikle Shibuya istasyonu aşırı büyük olduğu için ve milyonlarca Narita ekspress bu taraftan diyen ok olduğu için içeride kaybolma ihtimaliniz yüksek! Bavullu insanları takip edin 🙂

İnternet Kullanımı: Burada iyiki almışım diyeceğiniz en birinci şey Pocket W-Fi oluyor. Çünkü google map en yakın arkadaşınız olacak. İnternete bağımlısınız burada. Ben havaalanına gelir gelmez ilk işim bu harici wi-fi’ı almak oldu. Tabii satın alamıyorsunuz aşırı pahalı ama kiralayabiliyorsunuz o da malesef ucuz değil epey bir para veriyorsunuz. Başka şirketlerin nasıldır bilemedim ama ben havaalanında sadece 1 tane bulabildim ve onlardan kiraladım. 2 haftalık wi-fi kullanım bedeli toplamda 15000 yen tutuyor bu da 130 dolar civarı bir para ediyor. Yani neredeyse buradaki 8 aylık internet masrafınız bu. Ben ayrıca sim kartı da sordum o da yaklaşık bu civarlarda bir ücreti olduğu için hiç girişmedim. Zaten sim karta da hiç gerek duymayabilirsiniz en kötü ihtimal internetten whatsapp araması vs. yapabiliyorsunuz. Japonya’dan ayrılırken wi-fi paketinizi hangi terminalden aldıysanızı aynı şekilde geri bırakmanız gerekiyor, eğer kaybederseniz (kaybetmeyin) epey büyük bir meblağ ödemeniz gerekiyor yanlış hatırlamıyorsam 43.000 yen gibi bir meblağ’dan bahsetmişlerdi. (Aman diyim)

Metrolar: Pasmo diye buranın akbili dediğimiz bir kart var sanıyorum bunu da havaalanından çıkartabilirsiniz. Ben Tokyo’da evlerinde kaldığım Deniz’in kartını kullandığım için nasıl alındığını öğrenemedim. Ama kartı tüm metro istasyonlarında doldurabiliyorsunuz. Minik otomatlar oluyor onlara gidip ingilizce seçeneğini seçtiğinizde gerisini kolay anlıyorsunuz zaten. Günlük 2000 yen’e yakın metro kullanımınız oluyor. Tokyo çok büyük merkezleri olan bir şehir bir yerden bir yere gitmek metroyla en az yarım saatinizi alabiliyor arada bir sürü transfer de yapmanız gerekiyor çünkü bir sürü hat var. metrolarda çok kaybolabilirsiniz çünkü bazıları en az 3 katlı olup 6 hattı içinde barındırabiliyor. Pasmo kartınızı hem girişte hem de çıkışta basıyorsunuz, asıl ücreti çıkış turnikesinde alıyor. Metrolarda kaybolmamak için mümkün olduğu kadar google map kullanın çünkü bazen hangi çıkıştan çıkacağınızı bile yazıyor ve çok büyük rahatlık oluyor. Hangi çıkışın nereye çıktığını anlatan haritaları da metro haritalarının hemen yanında bulabiliyorsunuz oralara da bakın mutlaka. Ama eğer emin değilseniz mutlaka görevlilere de sormaya çalışın, yoksa benim gibi yanlış metrolarla boşu boşuna zaman harcarsınız. Mesela metrodaki görevlilere google mapten gideceğiniz istasyonun ismini gösterip hangi numaradan kalkacağını sorun. İngilizceleri yok ama en azından numara vs. gösterebiliyorlar, çok basit sormanız gerekiyor ama. Mesela ben her seferinde google map’deki bir istasyon ismini gösterip el kol hareketleriyle Which number? diyorum. Çünkü burada kat kat metro hatları geçiyor ve her hattı, gidişi – gelişi ayrı ayrı numaralandırmışlar. O yüzden number kelimesini bile anladıklarında ingilizceleri yetmiyorsa bile elleriyle numarayı gösteriyorlar, o size yetiyor.

Otobüsler: Mümkün olduğu kadar binmekten kaçının. Çok zor! Google map’teki bilgiler bile japonca oluyor. Olur da hangi numaraya bineceğinizi ve hangi duraktan geçeceğini bulabilirseniz gerisi biraz daha kolay oluyor, otobüs ekranından hangi duraklarda duracağınız yazıyor. Tokyo ve Osaka’da ihtiyacınız olmayacak ama Kyoto’da otobüse binmek zorunda kalacaksınız. A, B, C, D olarak adlandırdıkları duraklar var. Yine bu otobüs durağına bir metroyla geldiyseniz metrodan çıkmadan önce yine görevlilere googlemapteki otobüs bilgisini gösterin ve hangi çıkış diye sorun, en azından çıktığınız yere yakın olan durağı bulmanız için iyi oluyor. Bazen duraklardaki harita ve sefer bilgilerinden gideceğiniz tapınağın ismini gördüyseniz muhtemelen o duraktan istediğiniz otobüs geçiyor olacak. Bir de otobüslere arka kapıdan biniliyor ve ön kapıdan çıkıyorsunuz. Çıkarken yaklaşık 230 yen gibi bir ücreti önceden hazırlayıp iniş sırasında şoförün yanındaki kutuya atıyorsunuz. Eğer bozuk paranız yoksa aynı makineye kağıt paranızı koyup paranızı bozdurabiliyorsunuz.

Müzeler: Benim malesef çok fazla müze gezebilme fırsatım olamadı ama 2000 yen’e alabileceğiniz Gruto Pass var. Bu pass sadece Tokyo içinde geçerli. Çoğu özel galerileri desteklemese de büyük ihtimalle gitmek isteyeceğiniz çoğu önemli müze ve yerleri içinde barındırıyor. gitmeden önce hangi müzelere gidebileceğinizi kararlaştırdıysanız bakarsınız eğer Gruto Pass destekliyorsa ve 2000 yen’den fazla harcayacaksanız bu Pass’i alabilirsiniz. Benim durumumda Gruto Pass’i 4 kere kullandım ve 500 yen kara geçtim sadece, yani çok da aşırı gerekli değilmiş diye düşündüm. Ama tabiiki bu size kalmış eğer müze gezmeye daha çok vaktiniz olacaksa bu kart çok işinize yarayabilir.

Hangi müzelere gideyim diye düşünürseniz kesinlikle gitmeniz gereken en müthiş müze bence Miraikan – National Museum of Emerging Science and Innovation – Özellikle bilime biraz merakınız varsa burası cennet olacaktır size. Asimo’yu görebileceğiniz ve çok ilginç bir takım bilimsel şeyleri deneyimleyebileceğiniz bir yer. Biraz uzakta kalıyor o yüzden zamanınızı iyi ayarlamaya çalışın ben biraz geçe kaldığım için herşeyi görememiştim ve çok içimde kalmıştı.

Bunun dışında sanat müzeleri için ben biraz daha illüstratif işler görmek istediğim için Ukiyo-e müzesine gittim ve aşırı beğenmiştim. Bir de Nezu müzesine gittim ama açıkçası Nezu Müzesi’nden çok bahçesine hayran kaldım. Eğer Kyoto’ya gidemezseniz Tokyo’da Kyoto’yu bana anımsatan bahçelerden biri buradaydı. Bunun dışında Samurai tarihini merak ettiğim için ben Samurai müzesine gittim. Miraikan sanıp gittiğim bir Science Museum vardı sakın ona gitmeyin çünkü herşey japonca ve tamamen ortaokul çocukları için tasarlanmış bir yer, hiç birşey anlamıyorsunuz. Neyazık ki gittiğim bir kaç müze daha oldu ama special holiday dedikleri nereden çıktığı belli olmayan garip tatillerine denk gelmiş olduğum için kaçırdım kendilerini. Önceden internet adreslerine mutlaka bakın. Tüm müzeler pazartesi kapalı zaten ama bazen özel günlerde de kapalı olabiliyorlarmış. Gittiklerim içinde kesinlikle gitmezseniz ayıp olacak en 1. yer Miraikan. Diğerlerine kendi zevkinize uygun başka yerler bulabilirsiniz bence.

Vee asıl en önemli bilgi; eğer Studio Ghibli’ye gidecekseniz, Japonya’ya gitmeden en az 2 ay önce biletinizi almanız gerekiyor, ben ettim siz etmeyin bu hatayı!

Dikkat edilmesi gerekenler:

  • Genel olarak tüm toplu taşıma araçlarında telefonla konuşmak yasak.
  • Sokakta herhangi bir yerde sigara içmek yasak, sokaklarda bile olsanız sigara içilen özel bölgeleri bulup oralarda içmeniz gerekiyor.
  • Bazı tren ya da metro kompartımanlarında “women only” yazıyor. Bu o kompartıman sadece kadınlar tarafından kullanılıyor demek oluyor.
  • Sokakta yemek yemek pek hoş karşılanmıyor. Ben bazen yolda kraker gibi bir şey yemek istediğimde bile cebime koyup oradan ufak ufak çaktırmadan ağzıma atıp yiyordum ayıp olmasın diye.
  • Eğer yağmurlu bir günse ve bir mekana girmişseniz, mekanın genelde girişinde şemsiye poşetleyici mekanizmalar var böylelikle girdiğiniz mekanı kirletmiyorsunuz.
  • Bazı müzeler ya da tapınaklarda selfie çubuğu ve tripod yasak.
  • Taksiye binerseniz eğer, kapıyı siz açmıyorsunuz o otomatik olarak açıyor ve aynı şekilde kapatma işlemini de o yapıyor. Siz açıp kapamaya kalkarsanız sinirli bakıyorlar.
  • Kasalarda para vereceğiniz zaman genelde küçük bir tas oluyor oraya koyuyorsunuz, elden parayı almayı tercih etmiyorlar.
  • Bahşiş vermeye kalkmayın, hiçbir yerde bahşiş geçmiyor, bahşiş ne bilmiyorlar zaten.
  • Bazen tren istasyonlarında beklediğiniz bölümden farklı trenler geçebiliyor, sizin treninizin saat kaçta geçeceğine dikkat edin.
  • Narita Express için önceden koltuk ayırtın. (Havaalanı treni) / Şehirler arası yolculuklarınızda da önceden koltuğunuzu ayırtın. Bazen doluluk oranı yüksek saatlerde koltuk bulamayınca ayakta gitmek zorunda kalıyorsunuz rezervasyonunuz olmayınca.
  • Eğer bir etkinliğe gitmek istiyorsanız mümkün olduğunca erken bilet alın, en az turistin olduğu zamanlarda bile biletler çok çabuk bitiyor.
  • Yanınıza mutlaka harici şarj alın! Burada çoğu mekanda priz olmuyor, sorduğunuzda da telefonunuzu şarja bırakmanıza izin vermiyorlar genelde.
  • Yanınıza paket mendil alın, hiç bir yerde mendil bulamadım. İnsanlar yanlarında bez ya da kumaş mendil ile geziyorlar paket mendil kullanmıyorlar.
  • Gittiğiniz mevsim ne olur bilemiyorum ama genelde havanın nasıl tepki vereceğini bilemiyorsunuz; sabah ceket elinizde gezerken akşam keşke içlik giyseydim diyebileceğiniz bir hava olabiliyor, her türlü hava koşullarına hazır olun.
  • Olabilecek en rahat ayakkabıyı alın yanınıza, benim en rahat ayakkabım bile vurmaya başladı. Günde 6 kere metroya binseniz bile çok yürüyorsunuz.
  • Kaldığınız adresin japoncası da hep yanınızda bulunsun.
  • Tatami dedikleri hasırla kaplı yer görürseniz; bu ayakkabınızı çıkarmanız gerektiği anlamına geliyor. Zaten turistik bir yer ise uyarısını da göreceksiniz, delik çorap giymeyin.:)
  • Etrafta çöp bulamıyorsunuz, genelde insanlar çöpleri varsa çantalarına atıp akşam evlerine gidince çöpe atıyorlarmış. Yani çöplerinizi çantanızda biriktirmeniz gerekebilir.
  • Bazen şehirler arası trenlerde, ya da Narita ekspress’te eğer ilk istasyondan biniyorsanız, tren gelir gelmez hemen binmeyin, zaten göreceksiniz içeri ilk önce hizmetliler girip treni temizliyorlar ?!* Evet! Havalanından ilk Narita ekspresse binmeden önce gördüğümde Japonya ile ilgili ilk şaşkınlığım bu olmuştu. Koltukları fırçalayıp cam kenarlarını siliyorlar. Koltukları diğer yöne doğru çeviriyorlar. Sonra onlar çıktıktan sonra yolcular giriyor.
  • Dönüşte eğer bir sürü bozuk yenleriniz kaldıysa bunları daha Japonyadaki havaalanından çevirtebiliyorsunuz. Ama eğer erken gittiyseniz ve uçak bekleme alanındaysanız yanınızda en azından 200 yen bırakın, su almak için otomatlardaki sular 130 yen gibi birşey sanırım. Ben 100 yen bıraktığım için alamamıştım susuz kaldım 🙁
  • Genelde çoğu yerde kredi kartı geçmiyor, sadece nakit alıyorlar. Bu yüzden yanınızda hep nakit taşımaya çalışın. Bir de sanıyorum her bankamatikten para çekilemiyor bizim kartlarımızı kabul etmiyormuş, onları iyi öğrenin belki bazı bankalar destekliyordur.

 

En sevdiklerim ve tavsiyeler:

  • Eğer Japonya’ya gidecekseniz ve 4 günden fazla kalacaksanız Kyoto’ya mutlaka gidin! Şimdiye kadar yaptığım en iyi şey Kyoto’ya gitmek olmuş olabilir. Tam bir cennet! Özellikle japon kültürü ve geleneklerini görebilmeniz ve muhteşem doğa manzaralarına şahit olabilmek için Japonya’da gidilecek en birinci yer. Kyoto hayatımda gördüğüm en güzel yerdi! Ve araştırmalarımda hep 2 gün yeterli yazılan bir yer Kyoto, ama sakın o yazılara kanmayın. Ben de bu yüzden 2 gün ayırmıştım ama Tokyo’ya döneceğim sabah biletimi akşama alıp Kyoto’ya 1 gün daha verdim. Keşke 1 hafta sırf burada kalsaymışım dedim. Hatta Tokyo’ya döndüğümde bile Kyoto ve Nara’yı deli gibi özledim! Kyoto’da araştırmalarım ve aldığım öneriler sonucunda az zaman içinde en meşhur ve en güzel yerlerine gitmeye çalıştım; Ginkaku ji, kinkaku ji, fuschimiinari teisha, nanzen ji tapınakları en güzel tapınaklar. Eğer zamanınız kalırsa filozofun yolunu yürüyün buraya en az 1 gün vermeniz gerekiyor. Bunların dışında Arashiyama bölgesine kesin gidin! Muhteşem bir yer orman yürüyüş yolunda biraz yürüyün, bambu ormanını da daha merkeze yakın bir yerde gezebilirsiniz. Tokyo’dan Kyoto’ya gitmek hızlı trenlerle 2buçuk saat sürüyor. Yani eğer çok az kalacaksanız en azından bir gününüzü buraya ayırmaya çalışın derim.
  • Ve 2. kesinlikle görülmesi gereken yer; Nara! Burası eğer biraz anime merakınız varsa benzetmelerimi daha iyi anlarsınız; sanki Princess Mononoke’de ki ormandaymışsınız ve ara sıra oranın mitolojik geyik tanrıları sizi izliyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. İşte tam olarak böyle bir yer Nara.Yürüme yolunun başlarında Todaiji Tapınağının içindeki devasa bronz Buda heykelini görün! Tapınaklar, yosun tutmuş taşlar ve ilginç japon ağaçlarının arasında birden karşınıza geyikler çıkıyor. Çok ilginç bir atmosferi vardı. Kesinlikle çok sevebileceğiniz bir yer.
  • Osaka’yı da tabiiki çok sevdim ama aslında Osakayı sadece 1 günde gezmişim, çünkü Osaka’da kaldığım 1 gün sadece Nara’da geçti, 1 gün Tokyo’daki festival ve 1 yarım gün de Universal Studios’ta geçtiği için, yolculuğumun sonunda Osaka’ya aslında sadece 1 buçuk gün ayırdığımı farkettim. Ama sanıyorum 1 günde koştura koştura da olsa çoğu önemli yerini görmüşüm. Dotonbori’de neonlarla sarılı klasik bir japon merkezi var ama burasının Tokyo’dan biraz daha farklı yapan kısmı bu neonlu, kocaman maketlerin çoğunun çok eskiden beri duruyor olması yani orada 100 yıldan beri duran tabelalara bile rastlayabiliyor olmanız çok ilginç oluyor ben açıkçası aşırı sevdim Dotonbori de bana spirited away’deymişim gibi hissettirdi.
  • Osaka’da Universal Studios’u merak ediyorsanız express pass 4 alın zaten daha fazla şeyi görmeye pek zamanınız kalmıyor. Universal Studios sadece Harry Potter’ın dünyası için bile değebilecek bir yer, bence 1 günlüğüne çocuk olmanızda bir sakınca yok 🙂
  • Tokyo’da zaten çoğu büyük merkezi mutlaka gezersiniz ; Harajuku (Meijijingu mae), Shibuya, Akhiabara, Ueno. Bunların dışında tavsiye edebileceğim şey mutlaka bir theme cafe’ye gitmeyi deneyin. Ben monster cafe’ye rastlayıp oraya girmiştim. Bunun dışında Gundam seviyorsanız Akhiabara’da Gundam Cafe var, ben her seferinde aşırı sıra gördüğüm için girmedim ama sakin saatleri seçmeye çalışın.
  • Çay seremonisine gidin! Çok ilginç bir deneyim bence. Aşırı sakin, sanki bir meditasyon izliyormuşsunuz gibi bir seremoni.
  • Eğer Kyoto için zamanınız olmayacaksa Tokyo’da da güzel bahçeler görebilirsiniz. Nezu Müzesi bahçesi ya da Imperial Palace gezebileceğiniz güzel bahçeli yerler.
  • Eğer oyuncak ve manga merakınız varsa Akhiabara’da Mandarake denen yeri bulun! Çok eski japon karakterleri ve çoğunlukla vintage eski oyuncaklara rastlayabilirsiniz.
  • Shibuya, o kadar insanın hiç çarpışmadan sanki robot gibi matematiksel hesaplarla, her ışıkta oradan oraya kimseye değmeden geçtikleri inanılmaz bir merkez. Sürekli her gökdelenden kocaman lcd ekranlarda oynayan reklamlar ve onların sesleri Shibuya’yı epey ilginç bir yer yapıyor burayı L’occitane Cafe’de çayınızı içip izlemek aşırı keyifli oluyor.
  • Eğer parkta gezinmeyi seviyorsanız, Yoyogi Park ya da Ueno Park’a gidebilirsiniz.
  • Eğer sadece 1 müzeye gidebilecekseniz daha önce de dediğim gibi bu Miraikan müzesi olmalı! Gidin Asimo’yu görün!
  • Harajuku, ara sokaklarında çok ilginç kıyafetli gençleri görebileceğiniz bir merkez ama özellikle haftaiçi kendilerine pek rastlayamıyorsunuz, gidecekseniz bir pazar günü gitmeyi deneyin.