Merhaba Yazısı

Bir merhaba yazısı olsun tanışıklık başlasın istedim…

Mine ben…

Her şeyden önce tüm ekibe, bir nevi yeni aileme teşekkür etmek istiyorum; Ayşen’e ve onu gençlerin hayalleri ile yaşatmayı canı gönülden görev bilmiş olan tüm sevenlerine, dostlarına…

Bir aylık Japonya tecrübesinden sonra heyecan verici bir diğer süreç yeni başlıyor benim için; neler yaşadım, neler gördüm, neler öğrendim… Bunları paylaşmak, aktarmak ve bu sayede yeniden yeniden yaşamak, yeni anlamlar türetmek çok kıymetli benim için. O yüzden heyecanlıyım, bu program çerçevesinde Japonya’da neler yaptığımı gün gün paylaşacağım sizler ile.

Bu ilk yazımın ise biraz tanışma niyetinde olmasını istedim, neler yapıyorum, neden gitmek istedim Japonya’ya, gittim ve neler yaptım; her şey o kadar iç içe ve her şey o kadar birbirini besliyor ki hayat bazen inanılmaz akıyor gerçekten… Fırsatları görebilmek, olasılıkları değerlendirebilmek ve çok yönlü olabilmek, bu karman çorman akış içinde seni gerçekten motive eden şeyleri bulabilmek ve peşinden gidebilmek, bunun doğal bir sonucu olarak sadece tüketen, hazıra konan bir birey değil soran, sorgulayan, üreten biri olabilmek çok önemli. Ben hayattaki bu ilişkiselliklere çok inanıyorum ve özgün yolların, hedeflerin bu tip farkındalıklar ile şekillenebileceğini düşünüyorum. O yüzdendir ki çabalıyorum, deniyorum… Bazen uzunca yazıyorum, bazen çiziyorum, bedenimi; hareket dilimi bir ifade kanalı olarak kullanabilmek üzerine çalışıyorum… Bu bana kendimi tanımak için fırsat veriyor, önce kendimle iletişim kurmaya çalışıyorum ki yaşadığım çevreyi, alanı, süreci, deneyimleri aktarabileyim…

Sizler ile paylaşacağım bu yazılar, fotoğraflar, videolar ile ve beni Japonya yollarına düşüren şeyler neler, neden gittim, neler yaşadım, yaşadıklarımdan neler çıkardım, bugünüme/yarınıma neler aktardım/aktarabileceğim bunlar ile birlikte sizlere Japonya’yı anlatmak istiyorum… Her okuyan göz kendince bir şeyler bulabilir belki bu yazılarda ya da paylaşılacak fotoğraflarda, videolarda… Belki Japonya’ya dair genel bir bilgi, ya da çok daha kişisel bir noktadan yardımcı olabilecek, fikir verebilecek bir ufak ayrıntı, kim bilir… Ve dilerim ki yazın bana, merak ettiğiniz bir şey ya da her hangi bir yorum olabilir, konuştukça, tartıştıkça anlam çoğalır, ki yarınları üretken kılan yegane eylemlerden biri değil midir bu zaten 🙂

Ben hayallerimin peşinden koşabilmek, dayatılmış olanı kabul etmek yerine kendi yolumu çizebilmek adına çaba gösteren, hayatı farklı kültürler ve coğrafyalar ile zenginleştirmenin önemini fark edebilmiş olan, üretken ve yaratıcı olabilmenin gücüne inanan ve kendi çapında yazan, çizen, hareket eden biriyim. Adım Mine, ismim dahil tüm alışkanlıklarımın farklı coğrafyalarda yeniden şekillenmesinin son derece besleyici olduğunu düşünüyorum. Japonya’nın, Japon kültürünün bu bakış açımın şekillenmesinde oldukça büyük bir payı var.

Şuan Hacettepe Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve Jeoloji Mühendisliği alanında iki yüksek lisans çalışması yürütmekteyim. Bir yandan da dans var hayatımda… Öyle ucunda kıyısında değil tam ortasında aslında… Hem sanat tarihi tezim kapsamında teoride bedenin ve hareketin bir ifade bicimi olarak kullanılışı üzerine odaklanmış durumdayım hem de pratikte çalışmalar yürüterek çeşitli gruplar ile ve bireysel olarak performanslar üretmeye çalışmaktayım. Öyle ki Japonya yollarına düşmeme sebep olan şeylerin başında da bu ilgi ve çalışma alanlarım ve Japonya’da ortaya çıkmış bedensel bir ifade formu olan Butoh geliyor 🙂

Dans ortaokul çocukluk yaşlarımdan beri hayatımda hep var oldu, farklı kurumlardan pek çok eğitim aldım ve üç yıl önce Japon Sanatçı/Butoh dansçısı Tetsuro Fukuhara ile tanıştım. Fukuhara ile tanıştıktan sonra Japon’ların avangard dans formu olan Butoh hayatıma girdi, ruhsal ve bedensel olarak hayatımda farklı bir dönem başladı ve Fukuhara’nın Butoh/Space Dance projesi kapsamında çalışmaya başladım. Türkiye’deki atölye ve sunumlarında asistanlık yapmaktayım ve performanslarında yer almaktayım.  En büyük isteklerimden biri de Japonya’yı, Japon Kültürünü ve bu ifade biçiminin ortaya çıkmış olduğu coğrafyayı deneyimleyebilmek, oradaki atölye çalışmalarına katılabilmek, hem tarihsel gelişmeleri yerinde takip edebilmek hem de dansıma/bedenimin ifade biçimine katkılarını gözlemleyebilmek idi.. Japonya tarihi, kültürü ve sanatını yerinde deneyimleyebilmek, öğrenebilmek ve bu ortamda şekillenmiş olan ve benimde üzerine çalışmakta olduğum butoh’nun izlerini sürebilmek ve tam da yaşamakta olduğumuz sözde iletişim ancak reelde iletişim kopukluğu çağında bu ifade formunun yankılarını araştırabilmek adına; başta Fukuhara’nın çalışmalarına ve onun da hocaları olan butoh’nun yaratıcıları Tatsumi Hijikata ve Kazuo Ohno’nun devam ettirilmekte olan çalışmalarına ve Japonya’da var olan diğer Butoh etkinliklerine katılabilmek adına Japonya’ya gidebilmeyi istiyordum.

Tüm bunlar oldu 🙂 Japonya’ya Ayşen Çevik Seyahat Fonu sayesinde ulaşabildim. Pek çok etkinliğe, müzeye, kütüphaneye gittim, bir sürü insan ile tanıştım… Ortak dertleri olan ve zihin açıcı, fikir verici sohbetler yapabileceğim 🙂 tabi sadece kendi aşina olduğum kanallar değildi Japonya’da beni bekleyen; Gençlik Servisleri Merkezi’nin desteği ile Nishiwaga’da bir kampa katıldım. Burada onlara da çok teşekkür etmek istiyorum. Aslında Japonya bu kamp ile başladı benim için ve iyi ki de öyle olabildi diye düşünüyorum. Fasulye tarlasından, biyotop sistemine, hep birlikte kaldığımız evin yeni tabelasının yapımından bahçelerden yemiş toplamaya, cıvıl cıvıl Japon çocukların içinden bölgede yaşayan yerel halk ile hep beraber organize ettiğimiz pek çok etkinliğe… İlk 10 gün çok çabuk geçti… Çok mutluyum ki böylesi bir organizasyona katılabildim. Çokça anı biriktirdim o günlerden, hepsini paylaşacağım 🙂

Şimdi çok kısaca biraz da Butoh’dan bahsetmek istiyorum. Çünkü İstanbul’a döndüm ve hemen etkinliklerimiz başladı. Önce Ağva’da 4 günlük bir Butoh atölyesi yaptık ve şimdi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ile ortak bir çalışma yürütmeye başladık. Hızlıca bunu da paylaşmak istiyorum ki belki gelirsiniz etkinliğimize, tanışırız 🙂

Butoh ikinci dünya savaşı sonrasında Japonya’da şekillenmiş yeni bir bedensel ifade formu. Karanlık ve Doğaçlama olmak üzere iki formu var ve sonrasında tüm dünyaya yayılmış bir ifade biçimi. Japonya’da birlikte çalıştığım sanatçı Tetsuro Fukuhara ise ikinci nesil Butoh sanatçılarından. Fukuhara ‘Doğaçlama Butoh’ stilinde kendisini yetiştirmiştir ve daha sonra ‘Sözsüz Bilgi’yi toplumsallaştırmak üzere, ‘Dans+Mimari+Bilgi+Tasarım’ işbirliği ile Butoh’yu temel alan Space Dance/Uzam Dansı’nı yaratmış.

Şimdi Tetsuro Fukuhara burada, İstanbul’da.. 10 günlük etkinlik takvimini sizler ile de paylaşmak istiyorum, ilgisini çeken olur ise oralarda görüşebilmek dileği ile 🙂

Fluid Objects/Akışkan Objeler Sergi ve Performans

9 Ekim 2018

18:00-20:30

İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul kampüsü,

Mimarlık Fakültesi, Kazandibi.

https://www.facebook.com/events/419436365252691/

 

Butoh Space Dance Atölyesi

11, 13, 14 Ekim 2018

18:30-20:30

ÇATI Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği

https://www.facebook.com/events/2222404854660949/

FOTOĞRAFLAR